• YARIM ALTIN
    1.529,40
    % -1,22
  • AMERIKAN DOLARI
    7,7667
    % -0,69
  • € EURO
    9,0905
    % -1,03
  • £ POUND
    9,9542
    % -1,06
  • ¥ YUAN
    1,1396
    % -0,57
  • РУБ RUBLE
    0,0990
    % 0,04
  • BITCOIN
    82953,127
    % -1,53
  • BIST 100
    1.134,91
    % 1,04




TCMB’nın Faiz İndirimi Enflasyonu Nasıl Etkileyecek?

TCMB’nın Faiz İndirimi Enflasyonu Nasıl Etkileyecek?

Merkez Bankası (TCMB) bugünkü toplantısında siyaset faizini 250 baz puan düşürerek yüzde 14’e çekti. TCMB’nin bu kararının arkasında muhtemelen enflasyon beklentilerindeki düşüş ve Suriye harekatı sonrası kurdaki sakin seyir yatıyor.

12 ay sonrası enflasyon beklentilerinin yüzde 11’e düşmüş olduğu bir ortamda Merkez’in bu beklentinin üstünde yüzde 3 puan gerçek faiz vermesi yeterince sıkı bir para politikasına işaret etmez mi?

Merkez Bankası’nın son faiz indirimi enflasyonla mücadeleyi nasıl etkileyecek?

Bir merkez bankasının nihai amacı enflasyonu düşürmek olduğuna gore ve enflasyon da sadece 12-18 aylık bir süre içinde para politikasına tepki verdiğine gore merkez bankalarının bugünkü enflasyona değil ileriye yönelik enflasyon beklentilerine gore para politikalarını ayarlamaları normal olarak makul bir uygulama.

Ancak bu aşamada enflasyon beklentilerindeki düşüş para politikasındaki kredibilite artışından mı kaynaklanıyor yoksa manşet enflasyonu mu takip ediyor onu sorgulamak lazım. Aradaki fark fazlaca mühim.

Tıpkı sağlam çıpa atmış bir geminin dalgalara direnç gösterip savrulmaması benzer biçimde, eğer enflasyon beklentileri uzun vadeli bir hedefe çıpalandıysa mevcut enflasyondaki geçici çalkantılar beklentileri etkilemez.

Türkiye’de ise maalesef enflasyon beklentileri belli bir hedefe çıpalanmış değil.

Bunu görmenin kolay bir yolu manşet enflasyon ile enflasyon beklentisi arasındaki ilişkiyi gösteren korelasyona bakmak.

Enflasyon beklentileri hedefe çıplanadığı seviyede oynaklık göstermez. Günlük veri akışına ya da siyaset adımlarına tepki vermez.

Ancak bu çıpa zayıfladıkça manşet enflasyon ile enflasyon beklentisi arasındaki korelasyon artar. Yani dalga sizi nereye savurursa beklentiler o yöne sürüklenir.

Google Reklam

Grafik

Şekilde mavi çizgi 12 ay sonrası için enflasyon beklentilerini, sarı çizgi ise manşet enflasyonu gösteriyor.

2004 sonrası periyodu üç eşit bölüme ayırıp bu dönemlerde manşet enflasyon ve beklenti arasındaki ilişkiyi incelediğimizde şu tablo karşımıza çıkıyor:

2004-2009 döneminde manşet enflasyon ile enflasyon beklentileri arasındaki korelasyon % 0,21 iken bu sayı 2009-2014 döneminde %0,52; 2014-2019 döneminde ise %0,94’e yükselmiş.

Bu ne anlama geliyor?

2004 başlangıcında dalgalara karşı direnç gösterebilen geminin çıpası giderek gevşemiş ve şu an geldiğimiz noktada artık tamamen dalgalarla sürüklenen bir hal almış. Yani enflasyon beklentileri TCMB tarafınca konulmuş olan hedef ya da tahminlere gore değil gerçekleşen enflasyona gore oluşmaya başlamış.

Merkez bankası beklenti oluşumu üstündeki kontrolünü yitirmiş.

Bu koşulda para politikası zor çalışır

Bu şekilde bir ortamda para politikası fazlaca daha zor çalışır.

Bu sebeple enflasyonla savaşım ilk olarak beklentileri hedefe çekmekten geçer; sadece o vakit ileriye yönelik fiyatlamalardaki yapışkanlık tesiri azalır.

Peki Batı’daki örneklerden yola çıkarak enflasyon beklentisi düştü ikimiz de o vakit siyaset faizini düşürelim diyebilir miyiz?

Hayır, zira enflasyon beklentisindeki düşüş Merkez’e olan inancın artmasından değil manşet enflasyonun düşmesinden kaynaklanıyor.

Enflasyon fikir faizi düşürdük, tamam. Peki yarın baz tesiri ile enflasyon yine yükseldiği vakit ne yapacağız?

Yapılması ihtiyaç duyulan ve hüner gerektiren iş, enflasyon beklentilerini manşet enflasyondaki düşüş kaynaklı değil kredibilitenizi çoğaltmak sureti ile aşağı çekmek, doğrusu çıpalamaktır.

Bu ise sıkı bir para politikası duruşu ile kitleleri enflasyonla savaşım mevzusundaki samimiyetinize inandırmaktan geçer.

Ekonominin mühim bir yavaşlama döneminden geçmiş olduğu ve yüksek faizin yatırımcıyı boğduğu her insanın kabulü.

Ancak enflasyon düşmeden gelen faiz indirimlerinin uzun soluklu olmayacağı ve geri tepeceği de bir tutumsal gerçek.

Zira enflasyon düşmeden gelen indirimler bir noktadan sonrasında mevduat ve kredi faizlerine aksettirilemediğinden gerçek ekonomiye de yansıtılamıyor.

Yansıtılamadığı benzer biçimde Merkez’in kararlığını sorgulatarak beklenti çıpalama mevzusunda daha büyük bir hasar yaratıyor.

Benzer İçerikler